DİABET VE GÖZ

 

 

 

     Diabet (Şeker Hastalığı), telafisi ve geri dönüşü olmayan görme kaybı ve körlük nedenleri arasında en başta gelenidir. Ancak zamanında müdahaleyle ağır görme kayıpları önlenebilir.

 

 

Diabet dokulara Nasıl Zarar Verir ?

 

   Diabet, bir ‘ince damar’ hastalığıdır (mikroanjiyopati). Organlarımızı besleyen damarlardan özellikle en ince yapıda olanları, diabetin verdiği hasardan en fazla etkilenmektedir. Zaman içinde yapısı ve bütünlüğü bozulan ince damarlardan doku içine kanamalar olur. Kanamalar neticesinde, kanın içerdiği yağlar (lipid, kolesterol vb.) doku aralığına sızar. Böylece hem dokunun beslenmesi sekteye uğrar, hem de doku içinde oluşan ödem ve yağ birikintileriyle ağır yapısal ve fonksiyonel tahribat meydana gelir.

 

Diabet en çok Hangi Organları Etkiler ?

 

   En ağır hasara uğrayan organlar göz, böbrek ve sinir dokularıdır. Her üç organda da hasar, yukarıda belirtildiği gibi, bu organların bazı kritik dokularını besleyen ‘ince damarların’ bozulması sonucu ortaya çıkar.

 

Diabet Gözde Ne Yapar ?

 

     Diabetik hasar gözde temel olarak ağ tabakayı (retina) vurmaktadır (Diabetik Retinopati). Ağ tabakayı besleyen damar sisteminde oluşan kanamalar sonucu beslenme bozukluğu, tahribat ve sonuç olarak, hemen her zaman geri-dönüşü olmayan görme kayıpları ortaya çıkar.

 

   Ağ tabaka (retina), gözümüze gelen görüntünün üzerine düştüğü bir  ‘ekran’a benzetilebilir. Ancak retina, çok işlevli bir ekrandır. Muhtelif  ‘görüntü alıcı’ ve bu görüntüyü işleyici ‘özelleşmiş sinir hücrelerini’ bünyesinde barındırır. Retina tarafından alınıp işlemden geçirilen görüntü, beynin ilgili merkezine (görme korteksi) iletilmek üzere yola çıkar.

 

   Gözün saydam tabakalarındaki hasar veya hastalıklar değişik yöntemlerle (cerrahi, optik yardım araçları vb.) tedavi edilebilmekte ve çoğu zaman hastaya daha iyi bir görüş sağlanabilmektedir. Ancak retina dokusunun hasarlarında, sonuç çoğu zaman aynı ölçüde yüz güldürücü değildir. Diabetin neden olduğu retina hasarına bağlı (Diabetik Retinopati) görme bozukluğunda, görme seviyesinin tekrar eski seviyelere çıkartılması (nadir bazı durumlar dışında) mümkün olmamaktadır. Erken teşhis ve tedavi, bu nedenle çok önemlidir.

 

 

 

 

Her Şeker Hastasında Diabetik Retinopati (=diabete bağlı retina hasarı)   Gelişir mi?

 

       Diabetik retinopatinin gelişiminde birçok faktör rol alır. Hastalığın süresi, genel anlamda kan şekerinin seyri, kan basıncı, kolesterol  yüksekliği bu faktörlerden belli başlılarıdır.  Hastalık seyri insandan insana farklılıklar göstermekle birlikte, kısa veya uzun bir zaman içinde, her diabetik hastada retinopati ortaya çıkmaktadır.

 

Diabetik Retinopati nasıl anlaşılır ?

 

    Hastalığın erken safhaları çoğu zaman hasta tarafından farkedilmez.

Ancak ilerleyen safhalarda görme bozukluğu hissedilir ve doktora başvurulur. Bu aşamada hastalık genellikle daha ileri evrelere gelmiş bulunduğundan, tedavinin başarı oranı, gecikmeden doğan görme kaybı ölçüsünde, daha düşük olur.

Dolayısıyla, her diabet hastası, görmesinde herhangi bir azalma olmasını beklemeden, göz hekiminin tavsiye ettiği aralıklarla, düzenli göz muayenelerini yaptırmayı ihmal etmemelidir.

 

Diabetik Retinopati Tedavisinde Ne Yapılır ?

 

   Tahribat, (uzman göz hekiminin değerlendirmesi sonucu) kritik bir aşamaya geldiğinde, laser tedavisine başlanması gündeme gelir.

Laser uygulamasında, laserin termal (ısı) etkisi kullanılarak, retina hasarındaki hızlı ilerlemenin durdurulması sağlanır.

   Ancak, ne yazık ki, bu tedaviyle görmede artış olması beklenmemelidir. Tedavi, ‘kötüye gidişi durdurmayı’ sağlar.

 

 

Laser tedavisi göze daha fazla zarar verir mi ?

 

Hayır..

    Çünkü laser uygulaması, retinanın sağlıklı olan kesimlerine değil, hasar görmüş sahalarına uygulanır.

   Laser tedavisi göze zarar vermez, bilakis, körlüğe doğru gidiş sürecindeki diabetik gözü, çok etkili bir şekilde ağır görme kayıplarından korur.

Bu yanlış kanı ; (1) hastalığının çok ilerlediği safhalarda, tedavide çok geç kalınmış hastalar, ve  (2) laser tedavisiyle görmesinde artış olacağı beklentisi içinde olan hastalar tarafından dile getirilmektedir.

   Çok ilerlemiş safhada, laserin etkisi çok sınırlı olabilmektedir. Özellikle görme merkezinin (retinadaki ‘sarı nokta’) uzun süredir  ödemli olarak kaldığı hastalarda, laserin başarı şansı da çok az olmaktadır.

   Yine de, hastalık hangi safhada olursa olsun, hekiminiz tarafından laser tedavisi önerilmişse, mutlaka bu tedaviyi kısa zamanda olmak gerekir.

    Diabetik Retinopatisi olan kişide, kan şekeri iyi bir şekilde kontrol altına alınmışsa, gözdeki hastalık durur mu ?

    Laser tedavisi olmuş veya olmamış her diabetik hastada, kan şekeri kontrolü çok önemlidir.

   Ancak, diabetik retinopati bir kez başladığında, hastalık HER HASTADA belirli ölçülerde  ilerleme göstermeye devam etmektedir.

Fakat, kan şekeri iyi bir şekilde kontrol  altında olanlarda, diabetik retinopatinin kötüye gidişi çok daha yavaş olmaktadır.

   Dolayısıyla, kan şekeri kontrolü çok iyi bile olsa, (1) düzenli göz muayeneleri asla aksatılmamalıdır, (2) yeni-ilave laser tedavileri yine her zaman gerekli olabilir..

 

 

Gözdeki Hastalığın İlerlememesi için, kan şekeri dışında nelere dikkat etmek gerekir?

 

    Kan şekeriyle birlikte kan basıncının (tansiyonun) kontrollü olması, kolesterol ve kan yağlarının yükseklik arzetmemesi çok önemlidir. Hatta bu son iki faktör (tansiyon ve kolesterol), retinopatinin kötüleşmesi açısından, bazen kan şekerinden bile daha önemli hale gelebilmektedir.

 

   Dolayısıyla, ‘masanın üç bacağı’nın da sağlam olması gerekir ; 1.Normal kan şekeri seviyeleri, 2. Normal Tansiyon (kan basıncı), ve 3.Normal kolesterol ve kan yağları seviyeleri.