GLOKOM (GÖZ TANSİYONU) HASTALIĞI NEDİR ?

 

 

     Glokom, halk arasında ‘Karasu Hastalığı’ , ‘Göz Tansiyonu Hastalığı’ olarak da bilinir. Erken teşhisle,  görme kaybı engellenebilen bir hastalıktır.

Dünyada, önlenebilir körlük nedenleri arasında diabetle birlikte, en ön sırada yer alan hastalıklardandır.

 

 

Glokom Hastalığının Görülme Sıklığı Nedir?

 

    Ülkemizde bu konuda sağlıklı istatistik olmamakla birlikte, hastalığın diğer ülkelerdeki sıklığı gözönüne alındığında, bu oranın toplumun % 1’i civarında olduğu tahmin edilebilir.

 

Glokom Nasıl Farkedilir ?

 

     Hastalık, nadir görülen birkaç tipi dışında, hemen her zaman ağrısız seyreder. Dolayısıyla, halk arasındaki yaygın kanının aksine, ‘ağrısız’ seyreden sinsi bir hastalık olduğu söylenebilir.

    Yine, hastalık son dönemlerine kadar merkezi görmeyi bozmadığı için, hasta tarafından herhangi bir görme azlığı da farkedilmez.

Hastalık önce, görüş alanının ‘çevresel kısımlarında’ görme kaybı yapmaya başlar, karanlık alanı gittikçe merkeze doğru yaklaşır şekilde daraltır. Hasta sonunda, ‘bir borudan bakıyormuş gibi’ dar bir sahadan gördüğünü farkederek göz doktoruna başvurur. Ancak, hastalık bu safhaya gelmiş olduğunda, çok geç kalınmıştır. Mevcut görüşü korumak mümkün olmakla birlikte, eski görüş alanını tekrar kazanmak mümkün değildir.

 

Kimler Glokom Riski Altındadır ?

 

    Ailesinde (1. ve 2. dereceden akrabalarında) glokom hastalığı olanlar en yüksek risk altında olanlardır.

Diabet hastaları ve miyopisi olanlarda da, diğer sağlıklı bireylere göre, biraz daha sık görülmektedir.

Hastalık genellikle orta yaş ve üzerinde görülür.

 

Ne Yapmalı ?

 

   Görme kaybının telafisi mümkün olmadığından, erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis edilmiş olan glokom hastalarının çoğu, sıradan göz muayenesi esnasında farkedilirler. Dolayısıyla, yukarıdaki risk grubuna dahil olanlar başta olmak üzere, otuzlu yaşların ortalarından itibaren her bireyin göz muayenesinden geçilmesi önerilir.

 

 

Tedavi yeterince başarılı mı?

 

Teşhiste çok geç kalınmamak kaydıyla, kesinlikle evet !..

   Bugün elimizde, glokomun tedavisinde çok etkili olan, uyum sağlaması ve kullanımları önemli bir sıkıntı yaratmayan, ‘göz damlası’ formunda ilaçlar mevcuttur.  Bunların düzenli olarak günde bir veya iki kez damlatılması şeklindeki basit bir tedaviyle ve düzenli göz muayeneleriyle, glokoma bağlı görme kayıplarının önü alınmaktadır.

    Son yıllarda, çok etkili bazı yeni tip ilaçlar sayesinde, glokom hastalarında cerrahi tedavi gerekliliği çok çok azalmıştır.

Glokom tanısı almış veya yüksek glokom riski altındaki hastalar, düzenli olarak kontrollere çağrılır. Bu kontrollerde göz-içi basıncı (göz tansiyonu) ölçülür, görme ve göz-dibi muayeneleri yapılır, düzenli aralıklarla görme alanı testinden geçilir.

Hastanın normal günlük yaşamındaki  etkinlikleri aynen devam eder ; özel bir dieti yoktur, görsel faaliyetlerde hiçbir kısıtlamaya gidilmez.

 

     Özetle ; glokom, uzun zaman teşhis edilmezse tehlikeli, ancak zamanında tanı konursa tedavisi son derece başarılı ve uyum sağlaması kolay bir hastalıktır.